Kamuoyu Duyurusu


 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur,

Türkiye’de üniversitelerde eğitim yılı sona ererken var olan sorunlar önümüzdeki dönemlerin de çok iyi geçmeyeceğini göstermekte. Bu sorunlardan öne çıkan bazıları; öğretim elemanı yokluğu nedeniyle yapılamayan dersler, yetersiz derslikler, niteliksiz eğitim, KHK tehdidi, 70.000 tutuklu/hükümlü öğrenci, iktidarın tüm kurumlarda olduğu gibi üniversitelere müdahalesi.  Öğrenci, öğretim elemanları ve çalışanların tepkilerine rağmen, 9 Mayıs 2018 günü TBMM’de 1 / 943 esas numaralı tasarı ile 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda değişiklik yapılarak aralarında İstanbul, Gazi, İnönü Üniversitelerinin de olduğu Türkiye’de öncü olan 13 üniversite bölünmüştür. Bölünen üniversitelerden ayrılan fakültelerle birlikte 16 devlet ve 4 tane de vakıf olmak üzere toplam 20 yeni üniversite kurulması kararı yasalaşmıştır (http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/05/20180518-1.htm ).

Aslında üniversitelerin bölünmesi konusu 2002 yılında AKP iktidara geldiğinde ilan ettiği Acil Eylem Planının üniversitelerle ilgili önemli bir maddesi idi. Bu plandaki bir diğer madde ise yükseköğretim sistemimizde özelleştirmenin artırılması, dolayısıyla vakıf üniversitesi sayısının artırılması idi. Ancak, üniversitelerimizin zaten kendi içlerinde bütünleştirilmesi ve ilişkilerinin geliştirilmesi sorunu var iken, üniversite olma koşulunu yerine getiremeyen ve birkaç öğretim üyesi ile eğitimini sürdürmeye çalışan sayısız fakülte ve bölüm sorunu ile karşı karşıya iken üniversitelerin bölünmesi konusunun önemli bir fikirmiş gibi ortaya atılması ve üniversitelerin bölünmesi vahimdir. Üstelik bu durum ülkenin akademik gereksinimlerine ve kamu yararına aykırıdır; kamunun kaynaklarının heba edilmesidir. Bu sorunun giderilmesi üniversitelerin bölünmesini değil tersine bütünleştirilmesini ve farklı bünyelerinin ülkenin gereksinmelerine, bölgesel kalkınma konuları da dikkate alınarak birbirleriyle ilişkilerinin güçlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Bütün toplumlarda nitelikli eğitim çok önemlidir. Nüfus artışına paralel olarak ilk-orta ve yüksek eğitim kurumlarının arttırılması gereklidir. Ancak yeterli altyapıya sahip olmaksızın üniversite kurulmasının bedelleri bugün var olan üniversitelere bakıldığında açıkça görülmektedir. Akademik yetersizlik ve niteliksiz eğitimin bedelini öğrenciler öderken, akademisyenlere de siyasi manevralar ve hesaplarla üniversiteleri baskı altına alan iktidar politikalarından dolayı akademik özgürlüklerinin sınırlanmasıyla bedel ödetilmektedir. Özelleştirme siyaseti ile ilgili tartışma bir yana, yükseköğretim sistemimizdeki nitelik sorunu bugün göz ardı edilemeyecek durumdadır. YÖK düzeyinde sürekli “kalite”, “dış denetim” ve “akreditasyon” gibi konuların telaşla gündeme getirilmesi yaratılan sistemin nelere mal olduğunun YÖK tarafından da görülmesi açısından dikkat çekicidir.

Türkiye üniversiteleri,  akademik verimlilik ve nitelik gereği bölünmek yerine belirli bölgelerde toplanmalı ve bütünleştirilmelidir. Bu akademik kadronun da daha verimli değerlendirilmesini, üretkenliğinin artırılmasını beraberinde getirecektir. Üniversiteler fen bilimleri, insanbilimleri ve sanat ve felsefe alanlarının ilişkilerinin güçlü bir biçimde kurulması gereken yerlerdir. Üniversiteler içinde kurulması gereken bu bağlar son düzenlemeler ile daha da koparılmaya çalışılmakta; fenbilimleri ve teknik alanlar, sanat ve felsefe, insan bilimleri alanları ayrı ayrı birimlere dönüştürülmektedir. Bu bölünme, teknik bilimlerin toplumsal sonuçları göz ardı eden, insan bilimlerini de teknolojideki gelişmelere kapalı alanlar haline getirir. Oysa dile getirilen alanlardaki birliktelikler üniversiteyi oluşturmaktadır, Bu koşulları yerine getiremeyen üniversiteler de en iyi durumda birer teknik okul olmaya adaydır.

Orta Doğu Öğretim Elemanları Derneği olarak üniversitelere yapılan bu müdahalelerin ülkemiz yararına olmayacağı; aksine zaten sorunlu olan orta ve yükseköğretime zarar vereceği ve ülkemizin geleceği olan gençlerimizin dünyaya ayak uydurmak için gereksinimi olan bütüncül eğitimden yoksun bırakacağına inanıyoruz. Yapılan bu uygulamalardan en kısa zamanda geri dönülerek üniversite mensuplarından oluşan uzman çalışma gruplarıyla üniversitelerin de görüşleri alınarak üniversitelerimizin geleceğinin şekillendirilmesini istiyoruz.