ÖED Kamuoyu Açıklaması


 

ODTÜ kurulduğu günden itibaren gerek yasal düzenlemeler gerekse içeresinde kendi oluşturduğu kurumsal kültürü ile idari ve akademik özerkliğini muhafaza etmiş, ülkemiz üniversitelerinde yasal düzenlemeler yoluyla hayata geçirilmeye çalışılan merkeziyetçi ve anti-demokratik yönetim anlayışına karşı daima direnç göstermiştir. Üniversitemizin ülkemiz yükseköğretim kurumları içinde mensuplarının emekleriyle yıllar içerisinde hak ederek edindiği öncü konumda, üniversite içerisinde yeşertilen bu demokratik ortamın payının ne derece önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz.

Bu açıdan, uzun zamandır fakültelerde yeni dekan atama dönemi öncesi uygulanan dekanlık eğilim yoklamaları ODTÜ’nün kurumsal kimliğinin bir parçası haline gelmiş iken, benimsenmiş ve başarıyla yaşama geçirilmiş bir uygulamanın salgın gerekçesi ile askıya alınması kurumsal teamüllerimiz açısından kabul edilebilir bulmadığımızı bir kez daha vurgulamak isteriz.

Fakülte mensuplarının atama sürecine doğrudan dahil olduğu, söz hakkının dinlendiği bir sistem, kuşkusuz öğretim elemanlarında ODTÜ’ye yönelik kurumsal aidiyeti güçlü tutan önemli etmenlerden biri olagelmiştir. Bu mekanizmanın ortadan kaldırılması, öz düşüncesi ile var olan öğretim elemanlarını yukardan atama ile yönetilen memur konumuna indirgenmesi anlamına gelecektir. Bu durum, her şeyden önce bölümler ve fakülteler temelinde etkin akademik özerklik kavrayışını aşındıran bir uygulama olacaktır.

Dekanlığın eğilim yoklaması sürecinin üniversite yaşamına işlevsel bir katkısı da aday hocalarımızın kendi bölümü dışındaki hocalarla tanışması, bölümler arası farklılıklardan haberdar olabilmesi ve görev süresi içerisinde bu farklılıklara göre şekillenen gündemler konusunda sağlıklı bir iletişim kurmasını sağlamasıdır.

Dekanlığın fakülte çerçevesinde farklı bölümde görev yapan öğretim görevlisi ve üyesi hocalarımızın rektörlük makamı nezdinden bir temsilcilik işlevi olduğu düşünüldüğünde, bu halkanın bugüne kadar olduğu gibi kurum içi gündemler konusunda yapıcı bir iletişim sağlayacağının göz ardı edilmesi, böylesi önemli bir halkanın, gerek temsil etmesi gerektiği topluluk nezdinde meşruiyetini, gerekse sorumlu olduğu makam nezdinde işlevini kaybederek hepimizi ilgilendiren gündemler konusunda ihtiyaç duyacağımız diyaloğu kolaylaştırıcı değil zorlayıcı bir işlev kazanacaktır. Tüm bunlara ek olarak üniversite adına görüş beyan etme yetkisine sahip olan senatosu çoğunluklu olarak atanmış üyelerden oluşacak ve temsil niteliği azalacaktır.

Ülkemizin neredeyse tüm diğer üniversitelerine hâkim olan merkeziyetçi uygulamaları kampüsümüzün yerleşik yönetişim düzeni haline gelmesi, üniversitemizin yıllar içerisinde anti-demokratik uygulamalara karşı geliştirdiği bağışıklık sistemi olan teamüllerimizin ortadan kaldırılması, üniversitemizi dış müdahalelere daha açık bir hale getirecek, uluslararası arenada daha öncü bir üniversite olma idealine ve ulusal anlamdaki öncü konumuna zarar verecektir.

Bu gerekçelerle, ÖED olarak üniversitemizin eğitim ve araştırma performansının belirleyici bir parçası olduğunu düşündüğümüz yönetim yapısının daha demokratik yöntemlerle belirlenmesi konusundaki irademize sahip çıkmaya devam edeceğimizi ODTÜ kamuoyuyla paylaşmak isteriz. Bu bağlamda, göreve yeni atanmış dekanlarımızı yaşanan süreç ile ilgili görüş ve fikir alışverişinde bulunmak için fakülteleri ile toplantı yapmaya davet ediyoruz.

Orta Doğu Öğretim Elemanları Derneği