|
Siyasi iktidar bir kez daha Eğitimin Birliği Yasası’nı hedef alıyor. YÖK Başkanı, basına yaptığı açıklamalarda, üniversiteye girişte, meslek okullarına uygulanan katsayının kaldırılabileceğini açıklayarak siyasi iktidara bağlılığını tazelemiştir. AKP iktidarı, bunu daha önce de denemiş, ancak üniversitelerden gelen tepki ve Cumhurbaşkanı’nın vetosu ile gerçekleştirememişti. Amacın, meslek teknik okulları mezunlarına üniversiteye girişte imkan sağlamak olmadığı açıktır. Tersine, bunlar gerekçe yapılarak, bugüne kadar, dini siyasete alet etmek isteyen iktidarlarca gereğinden çok fazla sayıda açılmış olan, bilim ve bilimsel eğitim ile içerik ve yöntem açısından taban tabana zıt İmam Hatip Okullarının orta öğretimin yerine geçirilmek istenmektedir. YÖK Başkanının satır aralarından dökülüveren niyet gerçekte orta öğretimin imam hatipleştirilmesi girişimlerinin yinelenen adımlarıdır. Bu şekilde Eğitimin Birliği Yasası çiğnenmek ve ülkemizde iki başlı eğitimin önü sonuna kadar açılmak istenmektedir. Hem de, Türkiye’de bilimsel etkinliği temsil eden yüksek öğretimle ilgili bir kurulun başkanı tarafından. Bu konudaki tepkilerin, siyasi iktidarca, İmam Hatip Okulu mezunlarına yönelik bir tepki imiş gibi yansıtılacağı ve gösterileceği ve bu okul mezunlarının mağduriyetlerinin dile getirileceği çok açıktır. Oysa, İmam Hatip Okulları mezunlarının mağduriyetlerinin sorumluları, gençlerimize İmam Hatip Okullarından ve tarikat benzeri yurtlardan başka bir seçenek sunmayan, dini siyasete alet ederek gereğinden fazla İmam Hatip Okulu açan siyasi iktidarlardır. İmam Hatip Okullarının genel kuruluş felsefesi ve içeriği dikkate alındığında, bu okullarda genel lise eğitimin verilmeye çalışılmasının ve her iki eğitimin uzlaştırılmaya çalışılmasının ardındaki siyasi niyet anlamak zor değildir. Yeni düzenlemelerle çekici hale getirmek bir yana, İmam Hatip Okulları tümüyle kapatılmalı, öğrencileri fark eğitimlerinden geçirilerek genel lise eğitimine yönlendirilmeli, Eğitimin Birliği Yasasının gereği yerine getirilmelidir. Din elemanı yetiştirilmesi ise tümüyle üniversite düzeyinde İlahiyat Fakültelerine bırakılmalıdır. Yüksek öğretimi temsil eden, YÖK Başkanı, Türkiye’de orta öğretimin imam hatipleştirilmesine yol açacak bu adımlardan uzak durmalı ve eğer yeni projeler geliştirmek istiyorsa, çabalarını Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte, iflas ettiği son üniversite giriş sınavları sonuçları ile bir kez daha tescilden orta eğitim sisteminin iyileştirilmesine harcamalıdır. Ülkemizin çağdaş dünyada yer edinebilmesi ancak bu şekilde gerçekleştirilebilir. Ortadoğu Öğretim Elemanları Derneği |